ana içeriğe geç

Kurumsal / Endüstriyel

Artı2000

Marka modernizasyonu performans pazarlama ile buluştu.

Bir bakışta

Sektör

Kurumsal / Endüstriyel

Süre

6 ay

Hizmetler

  • Brand Architecture
  • UX/UI Design
  • Performance Marketing
  • Media Planning & Buying

ÖLÇÜMLENEN SONUÇLAR

Etki

  • +%62

    organik trafik

  • +%48

    nitelikli teklif talebi

  • -%31

    medya satın alma CPA

  • %92

    marka tutarlılık skoru

  • -%24

    ilk yanıttan teklife süre

  • %87

    satış-pazarlama ortak terim kabulü

01

Sorun

Marka kimliği ve dijital varlıkları güncel değildi, iletişim dili ve pazarlama aktiviteleri dağınık ilerliyordu.

02

Çözüm

Kurumsal kimlik yeniden tasarlandı, dijital varlıklar modernize edildi ve performans odaklı dijital pazarlama ile medya planlama & satın alma süreçleri uçtan uca kurgulandı.

Birinci perde — Sektörün sessiz baskısı

2024 sonunda Türkiye’nin endüstriyel B2B üreticileri rahatsız edici bir gerçekle yüzleşiyordu: alıcı artık satış temsilcisinin yüzünü görmeden kararının %70’ini vermiş oluyordu. McKinsey’in ortaya koyduğu bu rakam, on yıldır ilişkiyle satış yapan ekipler için sessiz bir alarm anlamına geliyordu. Avrupa pazarına ihracat yapan üreticilerin çoğu, ürün kalitesinde sınıfının önündeydi; ama alıcının ilk teması artık fuar değil, Google araması ve LinkedIn referansıydı.

Artı2000 da bu tablonun içinde bir oyuncuydu. On yılı aşkın süredir endüstriyel ekipman üretiminde adını duyurmuş, Türkiye’nin yanı sıra Balkanlar ve Orta Doğu’da müşteri portföyü oluşturmuş bir kurumsal markaydı. Sektörel fuarlardaki itibarı tartışılmazdı. Mühendislik kadrosu, üç jenerasyonu kapsayan bir bilgi birikimine sahipti. Ürün katalogu, rakip karşılaştırmalarında üst sıralarda yer alıyordu.

Ama dijital varlıklarına baktığınızda farklı bir hikâye görünüyordu. Web sitesi 2014’te kurulmuş, sonraki yıllarda farklı ajansların yamalarıyla büyümüş bir WordPress kuruluydu. Tipografi kararları üç farklı font ailesinin çakışmasıydı; kurumsal renk paleti yıl boyunca ihracat fuarında Pantone hatasıyla farklı tonlara kaymıştı. Satış ekibinin kullandığı PowerPoint şablonu 2018 versiyonuyla, web sitesinin görsel diliyle örtüşmüyordu. Katalog PDF’leri başka bir tasarımcı tarafından üretildiği için kapakta logo netliği bile farklıydı.

Performans pazarlama tarafında durum daha kırılgandı. Aylık Google Ads bütçesinin yaklaşık 18 bin Euro’su, mühendislik departmanından gelen ürün kodu listesi üzerinden manuel olarak yönetiliyordu. Sektör arama hacminin yarısı rakip uzun-kuyruk anahtar kelimelerine gidiyor, Artı2000’in dönüşüm oranı endüstri ortalamasının altında kalıyordu. Looker Studio yoktu; raporlar Excel’de elle dolduruluyor, satış ekibi bunları üç hafta sonra okuyordu. Attribution yoktu, kalifiye lead tanımı yoktu, kanal verimliliği bilinmiyordu.

Pazarlama direktörü, yönetim kuruluna çeyreklik sunumlarında “büyüme var” derken, gerçekte hangi euronun ne getirdiğini söyleyemiyordu. Bu, on yıllık bir markanın taşıyabileceği bir gerilimdi — ama 2025’in dijital alıcı davranışıyla artık taşınamıyordu.

İhracat ekibinin yöneticisi de aynı duvarı farklı bir yönden hissediyordu. Balkan’da yeni bir distribütör görüşmesinde, karşıdaki teknik ekip bir gün önce Artı2000’in web sitesini açmış, sayfayı yarım bırakmış ve toplantıya rakip markanın brochure’üyle gelmişti. “Sizin sayfanızda aradığımızı bulamadık” dediler. Ürün vardı, sayfa vardı, ama bulunmuyordu. Bu, fuar masasındaki on yıllık otoritenin dijital ortamda nasıl eridiğinin en sade örneğiydi.

İkinci perde — Bu seferki başka olsun

2025 Ocak’ta yönetim kurulu toplantısında pazarlama direktörü tek bir slayt gösterdi: rakip firmanın LinkedIn şirket sayfasının ekran görüntüsü. Tutarlı renk paleti, profesyonel hareket grafikleri, haftalık vaka çalışması paylaşımları. Sonra Artı2000’in kendi LinkedIn sayfası — son paylaşım 4 ay öncesindendi, kapak görseli logosuyla uyumsuzdu.

Karar nettir: bu seferki başka olsun. Önceki üç ajans denemesi farklı sebeplerle yarım kalmıştı — biri brief’i anlamamış, biri sürekli ekip değiştirmiş, biri “modern” diye sunduğu çalışmayla mühendislik dilini kaybetmişti. Yönetim kurulu kararlıydı: tek bir partner, hem markayı hem dijital varlıkları hem performans pazarlamayı uçtan uca taşıyacaktı. Parçalı çalışmaya yeniden dönmek istemiyorlardı.

beynart’a ilk temas, pazarlama direktörünün ortak bir bağlantı üzerinden geldi. Brief net ve dürüsttü: “Ürünümüz iyi. İletişimimiz kötü. Bizi bilen herkes saygı duyuyor; bizi tanımayan kimse bulamıyor. Bunu çözebilecek tek bir partner arıyoruz — ve bütçeyi nereye harcadığımızı sayılarla görmek istiyoruz.”

İlk discovery toplantısında bir şey daha söylendi: “Modern görünmek istemiyoruz. Saygıdeğer görünmek istiyoruz. On yıllık bir markanın hak ettiği gibi.” Bu cümle, sonraki altı ayın tasarım kompasını belirledi.

beynart tarafında engagement’a giren karar netti: bu, tek bir kanaldan değil, marka mimarisi + dijital varlıklar + performans pazarlama üçlüsünden uçtan uca yürütülecek bir projeydi. Üç ayrı ekip lideri (brand, design, performance) ortak bir Notion alanında haftalık review döngüsü kurdu. Müşterinin tarafında ise tek bir karar verici belirlendi — pazarlama direktörü — bütün onay zincirini hızlandırmak için. Önceki ajans denemelerinin yarım kalmasının arkasında çoğu zaman çok başlı onay süreci vardı; bu sefer öyle olmayacaktı.

Üçüncü perde — Altı ayın iç görüntüsü

Engagement Şubat 2025’te başladı. İlk üç hafta sahaya indi: fabrikada üretim hattı turu, üç jenerasyon mühendisle birebir görüşmeler, ihracat müdürünün Balkan müşterileriyle yaptığı zoom kayıtları, satış ekibinin son 50 teklif konuşmasının dökümü. Bu araştırma evresinin tek çıktısı bir slayt değildi — 47 sayfalık bir “marka gerçeği” dokümanıydı: müşterinin Artı2000’i nasıl andığı, rakiplerin nasıl konumlandığı, ürünün gerçek diferansiyatörü, satış konuşmalarındaki ortak terimler.

Mart’ta marka mimarisi kararları başladı. İlk öneri reddedildi — fazla “tech startup” duruyordu. İkinci tur, endüstriyel mirası daha açık taşıyan ama dijitalde de yaşayabilen bir kimlik sundu. Logoda “Artı” işareti, mühendislik hassasiyetini taşıyan tek ölçü birimine indirgendi. Renk paleti, fabrika ekipmanından alınan gerçek bir mavi-grinin etrafına kuruldu; “premium” hissi vermek için sıcak bir bakır aksanı eklendi. Tipografi tek bir aileye (Inter Tight) konsolide edildi — başlık ağırlığı 600, body 400, dil destekleri eksiksiz.

Nisan, dijital varlıkların başlangıcıydı. Web sitesi WordPress üzerinde modernize edildi (CMS kararı pazarlama ekibinin yönetilebilirlik talebiydi). Mimari sıfırdan kurgulandı: ürün katmanı, sektörel uygulama örnekleri, vaka çalışmaları, ihracat odaklı landing’ler. Tasarım iterasyonlarında en zor karar, anasayfa hero’sundaydı — üretim hattından çekilmiş fotoğraf mı, ürün rendering mı, soyut grafik mi? Beş tur sonra karar verildi: ürün, gerçek üretim ortamında, sıcak ışıkla çekilmiş bir fotoğraf. Stok görsel reddedildi.

Mayıs ayı attribution kavgasıyla geçti. Eski Google Ads hesabı sıfırlanmadı; tarihsel veri korunarak GA4’e geçildi, HubSpot CRM kuruldu, satış ekibinin lead aşamalarını tanımlayan ortak bir taksonomi yazıldı. En çetin tartışma “kalifiye lead” tanımındaydı — pazarlama “form dolduran herkes” derken, satış “fiyat sormayan boştur” diyordu. Üç hafta süren toplantılar sonunda, BANT’ın endüstriyel B2B’ye uyarlanmış 6 soruluk bir versiyonunda anlaşıldı. HubSpot workflow’u bu skorlamayı otomatikleştirdi.

Bu noktada projenin en az görünür ama en kritik karar alındı: satış ekibinin CRM’e girişi zorunlu hâle getirilmedi. Onun yerine, mevcut WhatsApp grubu HubSpot’a entegre edildi — temsilci bir lead’le ilgili kısa not düştüğünde, bot otomatik olarak ilgili lead kartına yapıştırıyordu. Bu, satış ekibinin “yeni bir araç daha mı” direncini ortadan kaldırdı. Üç hafta içinde CRM verisi dolmaya başladı; yeni sistemin başarısının arkasındaki sessiz lokomotif buydu.

Haziran ve Temmuz, performans medya stack’inin canlıya alınmasıydı. Google Ads kampanyaları search + remarketing + display olarak segmentlendi, Meta Ads B2B özelliğiyle LinkedIn’e taşındı, Looker Studio dashboard’u yönetim kuruluna haftalık raporlama yapacak şekilde kuruldu. İlk hafta 9 lead geldi; %44’ü kalifiyeydi. Pazarlama direktörü ilk kez “her euro nereye gitti, ne getirdi” sorusuna sayıyla cevap verebildi.

Bu altı ayın boyunca üç kritik karar geriye dönüp bakıldığında belirleyici oldu. Birincisi, WordPress kararı — daha modern bir headless CMS önerildi ve reddedildi, çünkü pazarlama ekibinin haftalık içerik üretebilmesi öncelikti, geliştirici bağımlılığı değil. İkincisi, fotoğraf yatırımı — stok görsel reddedilince üç günlük bir prodüksiyon çekimi planlandı, Artı2000 fabrikasında mühendislerle birlikte. Bu yatırım web, satış sunumu, katalog ve LinkedIn için ortak görsel varlığa dönüştü. Üçüncüsü, HubSpot scoring’in altı sorulu yapısı — kısa ama her sorusu satış konuşmasından çıkarılmış, soyut “ihtiyaç” değil somut “bütçe onay süreci, satın alma takvimi, mühendislik onayı” gibi alanlar.

Dördüncü perde — Lansman ve ilk 90 gün

Ağustos başında yeni kimlik, yeni web sitesi ve yeni performans stack’i eşzamanlı canlıya alındı. Lansman sessiz tutuldu — sektörel basın bültenleri yerine, mevcut müşterilere kişisel e-postalar, satış ekibine yeni satış sunumu eğitimi, LinkedIn’de düzenli vaka paylaşımları.

İlk 90 günün veri görüntüsü net hikâyeydi:

  • Organik trafik %62 arttı — sayfa hızı (LCP 1.4s), schema markup ve yeniden yazılmış ürün sayfaları sayesinde.
  • Nitelikli teklif talebi %48 yükseldi — HubSpot scoring tanımı, satış ekibinin “doğru lead” tanımıyla artık aynı diyordu.
  • Medya satın alma CPA %31 düştü — search kampanyalarının uzun-kuyruk anahtar kelime segmentasyonu rakipten kopuş yarattı.
  • Marka tutarlılık skoru %92 — bağımsız değerlendirici, web/sosyal/satış sunumu/katalog dört kanalda görsel + dil tutarlılığını ölçtü.
  • İlk yanıttan teklife süre %24 azaldı — HubSpot otomasyonu lead’in 4 saatte değil, 30 dakikada satış temsilcisine düşmesini sağladı.
  • Satış-pazarlama ortak terim kabulü %87 — yeni taksonomi, iki ekibin haftalık toplantısında artık tartışma değil, paylaşılan dil oldu.

Pazarlama direktörü, yönetim kuruluna ilk çeyrek sunumunu yaptığında sayılarla konuştu. “Büyüme var” cümlesi yerine, “bu çeyrek 247 kalifiye lead, %19 dönüşüm, ortalama anlaşma büyüklüğü 38 bin Euro, attribution’a göre %58 paid search, %22 organik, %11 LinkedIn, %9 referral” denildi.

Beşinci perde — On iki ay sonra

Engagement bitti, ama ilişki bitmedi. beynart, Artı2000 ile aylık bir retainer üzerinden performans optimizasyonu ve içerik üretimine devam ediyor. Web sitesi quarterly review döngüsünde, ürün sayfaları yeni segmentlere göre güncelleniyor, vaka çalışmaları ihracat ekibinin yeni anlaşmalarıyla besleniyor.

On iki ay sonra Artı2000 iki yeni ülkeye (Romanya, Ürdün) ihracat sözleşmesi imzaladı. Bu sözleşmelerin ilk teması, her iki vakada da LinkedIn üzerinden gelmişti — satış ekibinin paylaştığı vaka çalışması postlarını okuyan alıcılardan. On yıl boyunca fuar üzerinden gelen müşteri kazanımı modeli, artık dijital kanalla birlikte çalışan bir hibride dönüşmüştü.

beynart’ın bu projeden çıkardığı ders üç maddedeydi: birincisi, endüstriyel B2B’de “modern görünmek” değil “saygıdeğer görünmek” doğru hedef. İkincisi, marka kimliği yenilemesi attribution kurulumu olmadan yarım kalır — görsel tutarlılık, ölçülebilir performans olmadan içi boş bir tazeleme. Üçüncüsü, satış ve pazarlamanın ortak terim kabulü, bütün dijital yatırımın kaderini belirler; ortak dil olmadan, en pahalı medya bütçesi bile en ucuz tartışma malzemesi olur.

Dördüncü ve en sessiz ders, mevcut iş akışının içine girmenin yeni iş akışı dayatmaktan her zaman daha verimli olduğuydu. WhatsApp entegrasyonu örneği — satış ekibinin günlük alışkanlığını değiştirmeyen, sadece görünmez bir köprü ekleyen — projenin başarısının arkasında, her bir lansman metriğinden daha belirleyici durdu.

Artı2000 hikayesi, beynart’ın endüstriyel B2B pratiğinin temel referansı oldu — sonraki üç benzer projede bu altı ay boyunca öğrenilen “marka + dijital + performans uçtan uca” yöntemi uygulandı. Her birinde, başlangıç noktası farklıydı; ama altıncı ayda dönüp bakıldığında, üç ekibin tek bir Notion alanında konuştuğu ve müşterinin tek karar verici ile bağlandığı yapı, tekrar tekrar belirleyici çıktı.

03

Sonuç

  • 01

    Daha tutarlı marka algısı

  • 02

    Dijital kanallarda görünürlük ve etkileşim artışı

  • 03

    Ölçeklenebilir medya satın alma altyapısı

süreç

Tasarımdan üretime — adım adım

Strateji oturumlarından canlı operasyona kadar her aşamayı aynı ekip yürütür. Marka, ürün ve mühendislik bir mimari altında çalışır.

Çalışma şeklimiz

STACK

Kullanılan teknolojiler

  • Figma
  • Adobe Creative Suite
  • WordPress
  • Google Analytics 4
  • Google Ads
  • Meta Ads Manager
  • HubSpot
  • Looker Studio

vakadan

beynart ekibi marka kimliğimizi sadece tazelemekle kalmadı, satış ve pazarlama ekiplerimizin tek dilden konuşmasını sağladı. Performans verileri ilk çeyrekte hedeflerimize ulaştı.

Pazarlama Direktörü

Pazarlama Direktörü, Artı2000

Bülten

MarTech, AI ve mühendislik operasyonları üzerine — beynart ekibinin doğrudan kaleminden. 3 ayda bir, spam yok.

Benzer bir proje aklınızda mı?

İhtiyacınıza uyan katmanı birlikte belirleyip mimarinin nereden kurulacağını çıkaralım.

iletişim

Doğru kişiyle, ilk mesajdan itibaren.

Aracı yok, brief turu yok. Stratejiyi konuşan ekip, sistemi de kuran ekiptir. Nerede büyümek istediğinizi yazın; mimariyi biz getiririz.